Kayıtlar

Neden doymakta bu kadar zorlanıyoruz?

Resim
Genelde normal kiloda kalmaya ve sağlıklı beslenmeye gayret eden biri olmama rağmen, zaman zaman yemeyi abartabiliyorum: Olağan yaşantımda bir öğünde tükettiğimin iki katını tüketebiliyor; yetinmiyor, üstüne iki tatlı tabağını silip süpürebiliyorum. Kilo sorununun bunca yaygın olduğu günümüzde, tıkınma sorununu tek yaşayanın ben olmadığıma hiç şüphe yok! Fazla kilolarla mücadelede rehberlik yapan uzmanlar, tokluğu fark etmeyi, tokken yememeyi öğütlüyor; -sıklıkla da- bunu başaramayanları “duygusal yeme” ile etiketliyorlar. Kalıcı zayıflama başarısının hayli düşük olması, öğütlerinin çok fazla işe yaramadığını gösteriyor. Tek suçlu terbiye edemediğimiz nefsimiz ya da söz dinlemeyen irademiz mi? Sanırım, asıl suçlu “evrimi” hak ettiğinden hafife alıyoruz. *** Enerji ihtiyacının karşılanması, canlılığın olmazsa olmazıdır. Bırakın bir şeyler yapmayı, uyurken veya komadayken bile çok ciddi miktarda enerji gerekir. Bu yüzdendir ki, bedenimizdeki sistemlerin çoğu, en...

Aile içi cinayet

Resim
Canlıların yavruları için -gerektiğinde ölümü göze alabilecekleri- olağanüstü fedakârlıklarını herkes bilir. Bu yüzden, -beklenenin aksine- anne-babaların evlatlarını öldürmesi karşısında; tüylerimiz diken diken olur, irkiliriz. Ancak, bu sevimsizliğe, doğada sanıldığından çok rastlanır. *** Gen bencilliği nedeniyle, -özlere göre- üvey evlatların öldürülmesi görece daha sıktır. Genlerin -kendilerini taşıyan canlıya- buyruğu, -her ne pahasına olursa olsun,- olabildiğince çok sayıda kopyasının geleceğe taşınması; bunun için de o kopyaları taşıyan yavruların sağ kalıp üremesidir. Ancak, her gen seti, -bencilce-, herhangi bir değil, doğrudan kendi kopyalarının çoğaltılması peşindedir. Genlerinin bitmek bilmeyen fısıltılarıyla, kolay kolay hiçbir canlı, enerjisini, bir başkasının kalıtım kodlarını taşıyan yavru için harcamak istemez. Sınırlı zaman ve enerjisini, mümkünse kendi, değilse kendininkine en yakın gen kopyalarını taşıyan yavrulara adamayı yeğler. Bu dürtüler nedeniyl...

Fedakârlığın zirvesi

Resim
Annelik, fedakârlığın en çarpıcı örneklerinden biridir. Dişiler; eş seçiminden gebeliğe, doğumdan yavru bakımına kadar farklı aşamalar için, ciddi bedellerle karşı karşıyadır. Ama bu yazıda tanıtacağım anne, özverinin zirvesi sayılır. O, özellikle Akdeniz’i kuşatan ülkelerin çölsü bölgelerinde yaşayan bir örümcektir (Stegodyphus lineatus). Çoğu örümcek gibi, çalıların arasına gerdiği ağlara takılacak avını -sabırla- bekler. Bekler dedimse, bekleyen daha çok, yuvanın sadık bekçisi dişidir. Ağın yapımı ve onarılması da daha çok onun sırtındadır. Erkek yuvadaysa yakalananların yenmesine ortak olur. Değilse yuvadan uzakta çiftleşebileceği bir -başka- eş bulmak için aranır. Çiftleşme sonrası dişi yüzlerce yumurta yumurtlar ve yaklaşık bir haftada yavrular dünyaya gelir. Anne yüzlerce aç yavruyu beslemek gibi ciddi bir yükümlülükle karşı karşıyadır. Üstelik yavrular henüz ağa takılanları yeme yeteneğinde olmadıklarından besleme işini 2 hafta kadar -bizatihi- üstlenmek zorundadır. A...

Cinsel yamyamlığın ardındaki gerçek

Resim
Dişinin seks sırasında erkeğini afiyetle yediği canlılar her zaman ilgi odağı olmuştur. Bu senaryoların en bildik oyuncuları kara dul örümcekleri ve peygamber develeridir. Ama benzer çiftleşme örneğine otuz kadar türde de rastlanır. Birçok örümcek, bazı böcekler ve bazı kabuklu eklem bacaklılar başlıcalarıdır. Bunu çevresini saran coşkulu erkekler yumağından -şanssız- birini midesine indirerek dişi yeşil anakonda yılanları da yapar. Sanırım en kritik soru, kısacık zevk için, ölümü kabullenmenin hangi mantıkla açıklanabileceğidir. Böylesi trajik cinsel deneyimlere erkeğin romantizmi veya aptallığı ya da dişinin acımasızlığı veya intikamı gibi farklı yorumlar getirilebilir. Ama doğanın gerçeği bu tür yorumların çok ötesindedir ve bize bu gerçeğe ışık tutmak açısından eşsiz bir fırsat sunar. *** Canlıların olmazsa olmazı genler, hücrelerimizde (DNA şeklinde) yazılı tariflerdir. Onlar, kendilerini taşıyacak canlının kurulum ve işletimini tarif ederler. Mikrop mu, bitki mi, ha...

PROBİYOTİKLER-8: Özet niyetine…

Resim
Başta da yaz mıştım, çok uzun yazılar tercihim değil. Bu ilkemi bozmuşluğumu telafi ve zamanı kıt olanlar için özet niyetine bir sonuç bölümünün uygun olacağını düşündüm. Sanırım, yazının tümünü okumuş olanlar için de bir gözden geçirme fırsatı olur. *** Biz mikropları, her görüldükleri yerde başları ezilmesi gereken canlılar olarak görüyorduk. Oysa pek azı hastalık yapıyordu. Ancak son dönemde, çoğunun faydalı olduğunu, onlarsız bir Dünya olamayacağını öğrendik. İlkel falan da değillerdi. Tüm canlıların atası oldukları gibi, -her işini kendi görebilen- tek hücreden ibaret oldukları düşünüldüğünde, eksikleri yok fazlalıkları vardı. Sayısız tür yok olup giderken yaklaşık 4 milyar yıldır varlıklarını sürdürmeleri ve insan türünü geride bırakacak şekilde her yerdeki varlıkları başarılarının açık kanıtıdır. İnsanlar olarak, onlardan bazısıyla birlikte evrim geçirdik. Onlar bize, biz onlara uyum sağladık; iş birliği yaptık. Bağırsaklarımızda yaşayanların sayısı, tüm vücut ...

PROBİYOTİKLER-7: Probiyotik desteği almak ya da almamak, işte bütün mesele!

Resim
Probiyotik desteği almalı mı? Benim konuyu araştırıp, bu yazının ortaya çıkmasına vesile olan asıl şey; hem kendimin, hem de çevremdeki dostlarımın, “daha sağlıklı olabilmek için probiyotik destek almalı mıyız?” sorusuna aradığım cevaptı. Referansımın güncel (Ağustos 2019) kanıtlanmış bilimsel çalışmalar olduğunu vurgulayarak, düşüncelerimi paylaşacağım. Probiyotiklerin tıpta -belirli hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için- kullanımına ilişkin görüşlerimi tekrarlamayacağım. Çeşitli ishaller başta olmak üzere, tesirli olduğu kanıtlanmış hastalıklarda probiyotiklerin kullanılması ve hatta dışkı nakli yapılması büyük bir imkândır. Doktorların önerisiyle, bu imkânı kullanmada tereddüt etmeye gerek yoktur. Ama potansiyel faydalarına rağmen, -bazı özel haller dışında- sağlığı genel olarak iyileştirmek amacıyla, -şimdilik- yüksek ücretler ödeyerek -ilaç şeklinde- probiyotik kullanmaya sempatik bakmıyorum. Bunun da bazı nedenleri var: ·      ...

PROBİYOTİKLER-6: Probiyotiklerin tıpta kullanılması

Resim
Hangi faydaları, hangi mikrop veya mikrop grubu sağlayabilir? Şimdiye kadar, genellikle -ayırt etmeksizin- “mikroplar” şeklinde genel ifadeler kullandım. Oysa yalnızca bakterilerin ikibin civarında türü (“species”) ve her bir türün de en az birkaç tane alt türü (“strain”) vardır. Şayet biz sağlığımız için bağırsak mikroplarından faydalanmayı ve zararlarından sakınmayı düşünüyorsak, hangilerinin yararlı, hangilerinin zararlı olduğunu; daha da önemlisi, hangilerinin ne fayda sağladığını bilmek zorundayız. En başından, -şimdilik- bu konudaki bilgilerimizin çok sınırlı olduğunu söylemeliyim. Yakın zamanlara kadar mikroplar kültür ortamlarında üretmeye çalışılıyor ama çoğu için bu başarılamıyordu. Neyse ki, genetikteki baş döndürücü ilerlemeler, genetik olarak tanımlanıp, daha doğru ayırt edilmelerini sağladı. Şimdilerde yoğun bir biçimde, farklı coğrafyalarda, farklı yaş ve cinsten, sağlıklı ve değişik sağlık sorunlarına sahip bireylerde taramalar yapılıyor. Veriler henüz, iddial...